Begüm ve babası

Ağustos 2013. Begüm 20 aylık. Kemoterapi tedavisi sebebiyle bir aydır hastanedeyim. Sema hafta sonları kızı yalnız bırakmamak için düzenli olarak eve yanına gidiyor. İşte bunlardan birinde, annesi Begüm’ü yatak odamızın girişinde durmuş boş yatağımızın normalde benim olduğum kısmına uzun uzun bakarken yakalıyor. Gözleri doluyor. Begüm’ün babasını ilk özleyişi bu muhtemelen.

Image-1-2

 

Ekim 2013. Birkaç ay sonrası. Kemoterapinin son demleri. Bu sefer Begüm geçmişte anne ve babasının arasına yattığı pazar sabahları gibi, koca boş yatağın ortasına uzanmış, bir süre sonra uyuyakalmış.

Image-2-2

 

Ağustos 2014. İlik naklinden sekiz ay sonra, Dikili’de burnumuzdan gelen ve dostlarımızın da burnundan getirdiğim tatil. Sürekli ateşim çıkıyor, istifra ediyor, yemek sofrasında başım masaya düşüyor. Bir akşamüstü Sema ve Begüm plajdan otel odasına döndüklerinde beni sefil bir halde yatarken buluyorlar. Sema ile üzüntüden ağlaşıyoruz. O sırada Begüm gelip annesinin saçlarını okşuyor, sonra bana dönüp gözlerini kocaman açarak “Korkma Baba!” diyor.

Image-3-2

 

Ağustos 2016. Beş yaşına yaklaşan Begüm son dönemde hastalığımı çok daha fazla algılar oldu.

Sevgili Nilgün ve Selçuk ile gittiğimiz bir akşam yemeğinde pilim çabucak bitiyor, sandalyede oturmak bile zor geliyor. Begüm acı çektiğimi yüzümden anlıyor tabii. Dostlarım apartmanımıza kadar bize eşlik ediyorlar. Zar zor yürüyorum. Yukarı çıktığımda üstümü dahi çıkaramadan kendimi yatağa atıyorum. Bitap haldeyim. Begüm hiç adeti olmamasına rağmen sırtı koynuma gelecek şekilde bana sokuluyor, eliyle tersten başımı okşuyor.

“Sana müzik çalayım, belki iyi gelir” diyor ve oyuncak CD’si ile müzik çalarak bana güç vermeye çalışıyor.

Geçenlerde annesi ben kötüyüm diye odama sokmamış Begüm’ü. Kız sormuş “Anne. neden beni babamdan uzaklaştırıyorsun?” diye.

Offf offf.

Image-4-1

 

Ekim 2017. Begüm gecenin ortasında tuvaleti gelince annesini çağırıyor. Kakasını yapıyor, rahatlıyor. Aciliyet geçer geçmez gecenin üçünde kafasını sürekli meşgul eden soruyu patlatıyor:

“Anne, babam ne zaman yürüyecek?”

Biz tedavi için seyahatte iken, oyuncak golf sopalarını benim değneklerim gibi kullanarak “Babam nasıl yürüyor merak ettim” demiş ufaklık. Başka bir sefer de annesiyle konuşuyorlarmış:

“Babamın yürümesini istiyorum.”

“Elbette?”

“Ona bazı şeyler göstereceğim.”

“Nelermiş onlar?”

“Arkadaşlarım. Oyun parkında oynadığım oyunlar. Merdivenlerde nasıl üç basamak birden indiğim.”

“Çok güzel dilekler bunlar…”

“Anne, babamın yürümesini ve benimle parka gelmesini istiyorum ama nasıl gelecek? Babam sopalarla nasıl karşıdan karşıya geçecek? Babam çok yavaş yürüyor?”

Image-5-1

 

Kasım 2017. Pazartesi günleri Begüm’ü okula annesi hazırlar. Bu sabah 4-6 arası uyanıktım, alarmı 6:20’de çalmasına rağmen Sema’nın kalkmadığını anlayınca ona seslendim, “Kalkıyorum canım” dedi. Ben de zaman kazansın diye kızı uyandırmak için odasına gittim. Yumuşak sesle “Günaydın Begüm” dedim, uzun sarı saçlarını okşadım. Her zaman olduğu gibi ranzanın üst katında yatıyordu. Sonra sırtını kaşıdım. Amacım gözlerini açtırıp konuşmasını sağlamaktı. Sevdiği çizgi film kahramanı küçük yeşil ejderha Drago seni görmeye geldi diyince gözlerini açtı.

“Odan sıcakmış”

“Yorganımı çok seviyorum, çok yumuşak”

“Bir bakayım” dedim, uzattı.

Sohbetle kendine geldi, doğruldu. “Anneye sürpriz yapalım” dedim, basamaklardan çıplak ayak indi ve çığlık çığlığa banyodan çıkan annesine koştu. Sema pazartesi sabah binbir güçlükle kaldırmaya alıştığı kızını karşısında böyle enerjik halde görünce dumura uğradı. Sonra benim odaya geldiler, Begüm’ü eğlenerek giydirdik. Şortunu başıma şapka gibi geçirerek güldürdüm. Çok mutlu çıktı evden, oysa dün gece 22:30 civarı uyumuştu, normalde bu sabah mızmızlık yapması beklenirdi.

Aşağıda servise koşmuş, uyukluyan hepsi kendisinden büyük olan çocuklara avazı çıktığı kadar bağırmış:

“Bugün çok enerji(k)im çünkü beni bu sabah babam uyandırdı.”

Image-6-1

 

Ocak 2018. Aylar sonra ağrılı da olsa sol ayağımın üzerine basabiliyorum. Bu sayede uzun zamandır ilk defa koltuk değnekleri olmadan salona yürüyorum. Begüm seyretmekte olduğu televizyondan başını kaldırıyor, beni değneksiz ayakta görünce sevinç çığlığı atarak kollarını açıp koşuyor.

“Baba, sen yürüyorsun !”

Image-7-1

Advertisements

2 thoughts on “Begüm ve babası

  1. Çocukların katıksız, saf sevgisi gibisi var mı? Gösterdiklerinden çok daha fazlasını algılıyorlar, ve varlıkları küçük bedenlerinden çok daha büyük. Tüm ailenle ve sevdiklerinle birlikte çalıştığı k daha güzel günlere kısa sürede kavuşacağınıza eminim. Sevgiler,

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s