İlik Nakli Yaklaşırken Tansiyon Yükseliyor…

image

Ekim sonunda birçok şey arka arkaya geldi. Öncelikle ilik naklinin nerede olacağına karar verdik. Sema ile konuştuk, olumlu izlenimimiz, yakınlık ve ilik nakli sonrası iyileşme süresinin uzama ihtimali sebebiyle ASM’de karar kıldık.

Sema benimle uğraşırken, annesinin omuriliğinden ikinci kez ameliyat olması gerekti. Seneler önceki ilk ameliyatını yapan ünlü nöroşirurjist, bu seferki muayene sonrası “Teyze, sen bir sonraki ameliyat için paraları şimdiden biriktirmeye başla, çünkü bu 5-10 senede bir tekrar edecek” gibi gayet “insani” bir tavır gösterince ameliyatı ona yaptırmak gündemden düşmüştü. Diğer doktorların omuriliğini temizlerken sinirleri kesmek zorunda kalacaklarını, dolayısıyla bir elini kullanamayacağını söylemeleri üzerine, Semiha Hanım elini kurtarabileceğini iddia eden tek doktora ameliyat olmuştu. Ameliyat Allah’tan iyi geçti, eşim benimle annesi arasında kalmadı.

Sema, işyerime verilecek rapor için Bakırköy Devlet Hastanesi’ne gittiğinde görüştüğü hekim hastayı şahsen görmesi gerektiğini söylemiş. Doktorla kavga etmesi ise sonucu değiştirmemiş. “Kemoterapi alıyorsun, steril ortamda olman lazım, bağışıklık sistemin çok düştü, oysa orada iğne atsan yere düşmez, ben seni nasıl oraya sokarım?” diye yakınıyordu. 2013 Türkiye’sinde, ölmüş insanların nüfus kağıdı ve hastalık bilgileriyle sigortadan para sızdırmayı düşünen o kadar çok akıllı vardı ki, devlet işi sıkı tutuyor, hekimler de töhmet altında kalmamak için hastayı gözleriyle görmek istiyorlardı. Yani, aslında talep çok makul, ancak bizim gibi rapor almak için geç kalan kanser hastaları için riskli idi. Nihayetinde, zor da olsa devlet hastanesine gittik; saatlerce birçok hasta arasında ağzımda maske bekledim. Yakınımda benden daha kötü durumda hastalar da vardı, mesela yaşlı bir teyze o kadar halsizdi ki oturacak mecali yoktu, yer açtık, oturaklara boylu boyunca uzanmak zorunda kaldı. Sema ise bir güruh içinde adımın çağırılmasını bekledi. Sonunda heyetin önüne çıktığımda ayakta zor duruyordum, sadece bana şöyle bir baktılar, “Bir daha bu kadar geç gelmeyin” dediler ve onay verdiler.

Ciğerlerimin mantar kapmasında bu deneyimin payı oldu mu hiç bir zaman bilemedim.

Kasım başına geldiğimizde, donörden ay sonu için randevu talep edilmiş, kemoterapi dahil her şey o takvime göre yapılmıştı.

Burhan Hoca “Sizi tam hazır teslim etmek istiyoruz, son ana kadar takip edeceğiz, nakil gecikirse bir seans daha kemoterapi yaparız” dedi. Zafer Hoca’yı cepten aradı, “İlik nakli öncesi gerekli bazı testleri burada yapabiliriz” dedi. Böylece kan testleri hariç eko ve solunum testleri kemoterapinin gerçekleştiği hastanede yapıldı. Solunum testi muhtemelen geçirdiğim mantar enfeksiyonuna bağlı olarak tam sınırda çıktı. Burhan Hoca benim düşük hemoglobin seviyemin raporda dikkate alınmadığını düşünerek raporu güncelletti. Ortadan iyiye terfi ettim.

Kasım ortası İlik Bankası Müdürü Fatma Hanım aradı. Alman ilik bankası otel, kurye ve uçak masrafları için 16.500€ ödeme istemişti. “SGK normalde 15 günde karşılar ama araya girmezseniz ödeme ilik nakline yetişmez” dedi. SGK kapsamlı bir yönetmelikle ilik nakli konusunu son derece detaylı düzenlemiş, çok iyi işleyen bir mekanizma yaratmıştı. Ödemelerde ufak tefek gecikmeler dışında sistem tıkır tıkır işliyor, neredeyse Türkiye’deki tüm ilik nakilleri devlet finansmanıyla gerçekleşiyordu. Yine de gecikme ihtimali üzerine sigortadan tekrar yardım istedik. Köprü finansman sağladılar sağ olsunlar, bu sayede süreci hızlandırdık.

Ancak arkasından gelen haberle canımız sıkıldı: Donör talep edilen dönemde müsait olmadığını söyleyerek ilik naklinin en erken Aralık ortası olabileceğini belirtmişti. Üç haftalık bu gecikme bir kemoterapi seansı daha demekti. Hastaneye tekrar geri döneceğimizi öğrenen Sema’nın morali yerle bir olmuştu.

Bu arada, hastalığımın başından itibaren Sema, Cihat ve Gülten aracılığıyla sürdürmeye çalıştığımız “ilik donörü/finansmanı kampanyası”nda yeni bir aşamaya girmiştik. Çapa’daki Çalışanlar Derneği, Cihat, Gülten ve avukat bir tanıdığımızın dahil olduğu bir çalışma grubu kurmuştu. Bağışları bu dernek aracılığıyla toplamayı ve ilik kampanyası için gerekli tarama kitlerini böyle finanse etmeyi düşünmüştük.

Sema, Cem Boyner’den hem mali hem kişisel katkı anlamında tam destek almıştı. Sadece bir yıllık bir çalışma takvimi talep ediyordu Boyner Grubu.

Ben de, üyesi olduğum Eczacıbaşı Grubu’ndan yardım istemiştim. Toplulukta sağlık konusuyla ilgili en üst seviyedeki kişiyle telefonda konuyu uzun uzun görüştük. Eczacıbaşı Grubu geçmiş ilik arama ve finansmanı projelerinde yaşanan olumsuzluklar sebebiyle başı çekmek istemiyor, ancak orta vadede kurulacak özel bir vakıfta yardımda bulunabileceğini söylüyordu. Proje maalesef bu noktada tıkandı, sonrasında biz de yeterli vakit ayıramadık. Bu yüzden, bütçe darboğazı yaşayan ilik bankalarına test kiti sağlayarak yıllardır birikmiş kan örneklerini tarayıp donör havuzunu genişletmeleri düşüncemiz maalesef gerçekleşemedi.

Son kemoterapide midem yine çok kötü olmuş, yemek yiyemez hale gelmiştim. Burhan Hoca, “mukozalar kemoterapide zarar görür, mide zarı incelir, bu yüzden mide bulantısı normal” demişti. Verilen kuvvetli ilaçlarla bir miktar kendimi iyi hissedince, Sema her zaman olduğu gibi beni hastaneden dışarı çıkarmak istedi. Akşam Amerikan Hastanesi’nden çıkıp yürüyerek Teşvikiye Saray’a gittik. Tavuksuyu çorba, tavuklu pilav, yoğurt ve portakal suyundan oluşan menü bana sultan sofrası gibi gelmişti.

Amerikan Hastanesi’ndeki son kemoterapiden sonra, vedamızı Sema’nın Antep’teki İmam Çağdaş’tan getirttiği bir tepsi baklava ile yaptık. Tahmin ettiğim gibi, akşamüstü gelen baklava hemen tükenmiş, akşam yedideki hemşire değişiminde gelen yeni vardiya ortalıkta tepsiyi dahi görememişti. 🙂

Son kemoterapide verilen ilaçlar sebebiyle kan değerleri düşüyordu. Bu beklenen ve istenen bir gelişme idi. Vücut ilik nakline hazırlanıyordu. Yeni iliklerin vücuduma girdiklerinde mukavemet ile karşılaşmamaları için bağışıklık sistemim sıfırlanıyordu.

İlginç bir şekilde saçlarım tam da gürleşmeye başlamıştı. Oysa, ASM’de yapılacak kemo ve radyoterapi ile hiç olmadığım kadar dazlak olacağım günler çok yakındı. Kilom ise 72 olmuştu. Bu tedavinin ilk başladığı döneme ve beş yıllık ortalamama göre çok az aşağıdaydı. Kemoterapinin en kötü günlerinde 62 kg’ya düşmüştüm ama son dönemde verilen serumlarla şişmiştim. İlik nakli sonrasında ilaçlarla iyice kilo alacağımı ve hayatımın en yüksek kilosu olan 82 kg’yu göreceğimi ise henüz bilmiyordum.

Hastanedeki son günümde üç kat merdiven indim. Bu yüzden aldığım ilaçlar sebebiyle zaten incelmiş olan bacaklarımın alt kısmı iyice kötüleşti. Ertesi gün eve döndükten sonra asansörün birinci katta kapısı aralık kalınca merdivenlerden sekiz katı yürüyerek aşağı inmek zorunda kaldım. Birkaç gün yürürken sendeledim.

Kasım sonunda yakın dostum Yılmaz’ın annesini Bakırköy Acıbadem’de ziyarete gittik. Bana ilk tanının konduğu dönem aklımıza geldi. Dile kolay üzerinden beş ay kadar zaman geçmişti. Hayat akıyordu.

Evde ise tansiyon yükseliyordu. Sema ilik nakli yaklaştıkça hassaslaşmıştı. Mide ağrıları çekiyordu. Begüm’e baktıkça gözlerinin dolduğunu söylüyordu. Ufaklık ise henüz 23 aylıktı. Kısa vadeli bağışıklık sisteminin en önemli göstergesi olan nötrofili desteklemek için akşamları evde iğne olduğum Perihan hemşire “Kızınız yay burcu mu? Algıları çok kuvvetli olur yayların, filozoflar bu burçtan çıkar. Yalnız sevgiyi eksik etmeyeceksiniz” dedi ve ekledi “Geçen gün geldiğimde ‘babandan kan alacağız, merak etme’ dedim, başını salladı; bu sefer ise hiç sesini bile çıkarmadı, oysa başka çocuklar olsa çok rahatsız olur, ağlarlardı bu durumda”.

En sağlamımız Begüm’dü galiba o ara.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s