Son Kale de Düşerken

image

Sema ile Acıbadem Kozyatağı’na gittiğimizde içim içime sığmıyordu. Bir hafta kadar önce ağabeyim Emre ile orada kan örneği verdiğimizde doku uyumunun yüksek olacağına inancımız yüksekti. Zaten ilik nakillerinin çoğu akrabalardan yapılıyor, akraba nakillerinden sonraki komplikasyonlar da daha az oluyordu. Emre o denli sonuca inanmıştı ki, 10 gündür içinde iki can taşıdığını düşünerek hasta olmamak için evden bile çıkmamaya çalışıyordu.

Sonucu aldık. Burhan Hoca’ya ertesi haftaki tedavide direkt elden veririz diye düşünmüştüm ama, eve dönerken dayanamadık ve yol kenarında durup zarfı açtık. Altı kriterin olduğu bir tablo ile, her kriter için benim ve Emre’nin değerleri vardı karşımda. Biri hariç diğer beş kriter birbirine oldukça yakın gözüküyordu. İçimi bir coşku kapladı. Tedavi vukuatlı başlamıştı ama bu gelişme ile birlikte çok önemli bir engeli aşmış olacaktık.

Eve gidince ilk iş Burhan Hoca’yı cepten aradım. Değerleri teker teker ilettim. Burhan Hoca son derece net bir cevap verdi.

“Uygun değil!”

“Ama nasıl olur Hocam, bize beş kriter çok yakın gibi gelmişti?”

“Maalesef uygun değil. Bu teste göre uyumunuz altıda üç. Biz ilik nakli için en az altıda dört ararız. Bu durumda diğer akrabalara bakacağız” dedi.

Başımdan aşağı kaynar sular inmişti. Teşekkür edip kapadım.

Tedavinin önemli bacağında gümlemiştik. Aklıma seneler boyunca uluslararası doku bankalarından uygun ilik arayıp bulamayan hastaların hüzünlü hikayeleri geldi.

Eğer Emre ile yarı uyum oluyorsa, diğer akrabalardan daha iyi bir sonuç almak oldukça zor olacaktı. Nitekim sonraki testlerde kuzenlerimin ve onların çocuklarının verdikleri örneklerde en fazla altıda üç tutturabildik.

İlik naklinde altıda dört ve üzeri uyum için şans 50.000’de bir ilâ 1.000.000’da bir arasında değişiyordu. Yakın coğrafyada bulma ihtimali daha yüksek idi, uzaklaştıkça olasılık azalıyordu.

Yerel ilik bankalarının veri tabanlarındaki donör sayısı 20-30.000’i geçmediği için artık en belli başlı umudumuz uluslararası kaynaklardı.

Dua ettik. Elimizden başka bir şey gelmiyordu çünkü.

Aradan stres dolu haftalar geçti. Yerel banka tahmin ettiğimiz gibi negatif bir sonuç vermişti. İlik nakli için uygun donör bulamazsak tedavi yarım kalacak, kemoterapi ile kötü huylu hücreler temizlense dahi belirsiz bir süre ilik beklememiz gerekecekti. Bu süre zarfında uyuyan “blast” hücreler tekrar uyanabilecek, bu kemoterapinin tekrar etmesini gerektirecekti. İkinci kez kemoterapinin başarılı olma şansı daha düşüktü.

Kısaca, son haberler beni sonraki aşamalar için ciddi strese sokmuş, “o anki aşamaya odaklanma” ile ilgili ilkeyi çiğnemiştim.

Ağustos ayında bir gün cep telefonum çaldı. Arayan Çapa’daki ilik bankası müdürü Fatma Hanım idi. İlik taraması için ilk uluslararası sonuçları almıştı. Ne olduklarını sorduğumda:

“Doktorunuz Zafer Bey’e ilettik, kendisini arayabilirsiniz” dedi.

“Peki uyumlu olan var mı?” dedim, sesimin titremesini gizlemeye çalışarak.

“İsrail’den iki, İtalya, Kanada ve Brezilya’dan birer aday var. Ancak, Almanya’ya ayrı başvuru yapacağız. Onlarla hızlı ve yüksek başarı oranı ile çalışıyoruz senelerdir.” dedi.

Adaylar? Birden fazla alternatif demekti bu!

Hemen Zafer Hoca’yı aradım.

“Sonuçlar gelmiş galiba Doktor Bey?”

“Ha, evet.” dedi gevrek gevrek gülerek.

“Olumlu mu?”

“İleri teste göre 10 üzerinden yüksek puan alan 20-30 donör adayı var.”

Düşüp bayılıyordum.

“Ne diyorsunuz?” diyebildim sesim titreyerek.

Hemen Sema, annem ve Emre’ye haber verdim. Herkes mutluluktan uçuyordu. Sema ağlamaya başlamıştı. Annem “Şükür Allah’ıma” diyordu. Kendi iliği uymadığı için inanılmaz üzüntü içine giren Emre kendine gelmişti.

Sonra kuzenim Osman’ı aradım.

“Abi” dedim, uluslararası ilik banka sonuçları geldi”.

“Nedir?” dedi ciddi bir şekilde.

“Uygun ilik bulunmuş” derken boğazım düğümlendi.

“Ne diyorsun?” dedi, sert sesi bir anda ağlamaklı olmuştu Osman’ın da. “Sonra konuşuruz” dedi ve telefonu kapadı. Bilahare öğrendim ki o anda Osman ve eşi İpek bir alışveriş merkezinin otoparkındalarmış. Osman’ın telefonda bana “Ne diyorsun?” diye sorması üzerine, yanında oturan İpek elleriyle yüzünü kapatarak “Erdem’e bir şey mi olmuş yoksa?” diye çığlık atmış. Telefonu kapatan Osman gözleri nemli “ilik bulunmuş” deyince ikisi kucaklaşıp hüngür hüngür ağlamaya başlamışlar.

Gelen geçenler karanlık otoparkta arabalarının içinde birbirlerine sarılıp gözyaşı döken bu çifte şaşkın gözlerle bakmışlar.

Osman’la kapatmıştık ki telefonum çaldı. Bu sefer karşımda Gülten vardı.

“Ne zaman önemli bir şey olsa ararsın zaten” dedim.

Şaşırdı. “Ne oldu ki?”

“İlik bankası sonuçları gelmiş” dedim. “Bir değil birkaç uyumlu donör var. 10 üzerinden 10 ve 9 uyumlular üstelik. İsrail’den, İtalya, Kanada ve Brezilya’dan.”

Karşıdan ses gelmedi önce. “Alo, Kuzum?” dedim, alışagelmiş hitap şeklimle.

Bu sefer karşıdan gelen ses bir hıçkırıktı. Sesi titreyerek “Gerçekten mi?” diyebildi.

Lösemi olduğumu söylediğimde beni öldürmekle tehdit eden ve ağlamayı reddeden Gülten’in de sonunda sabır taşı çatlamıştı. Konuşmanın devamında kısıtlı sayıda kelime, ama bol gözyaşı vardı.

Advertisements

2 thoughts on “Son Kale de Düşerken

  1. Erdem’cim geçenlerde bu yazılarını fark edip başından başlayarak okudum. Ve uzaklarda olmakla aslında senden ne kadar az haber aldığıma bir anlamda sevindim.. Lösemi olduğunu duyduğumda bizde Behçet’le annenle aynı tepkiyi vermiştik. Erdem’i çok zor günler bekliyor ama Allah’tan artık löseminin tedavisi var diye düşündük. Hem çok üzüldük, hemde çaresi olan bir hastalık ile uğraştığın için umutluyduk.. Meğerse ne kadar yanılıyormuşuz.. Kim bilir belki de bu her şeyden bi haber olma durumuyla, aklıma geldikçe hep sana pozitif enerji yollamışımdır.. Tüm yaşadıklarını yeni öğrendikten sonra bu yazdıklarını sonunun iyi biteceğini bildiğim bir roman gibi okumak çok kıymetli.. iyiyi varsın..

    Like

    1. Ayşegül’cüm merhaba,

      Nazik ve içten mesajın için çok teşekkür ederim. Lösemi bir bakıma korkulacak kadar değil. Ancak, ilik nakli sonrası benim için uzun ve vukuatlı oldu. Korkarım daha o kısma gelemedik.

      Behçet ve sana sevgilerimizi yolluyorum. Bir ara görüşebilsek ve özlem giderebilsek keşke. 😍

      Ek

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s