Duvara Karşı

image

Hastalığın kesin olarak ne olduğunu belirlemek için leğen kemiğinden biyopsi örneği alındı. Bu ufak bir anestezi ile yapılan basit bir işlem aslında. Yine de kemiğinizin içinden parça çekilmesi garip bir duygu. Birkaç gün orta şiddette ağrı sonrası bir şeyiniz kalmıyor.

Asıl stres sonra başlıyor.

İnsan sağlığı ile ilgili çok kritik, hatta hayati bir testin sonucunu beklerken sanki zaman hiç geçmiyor gibi geliyor. İçi içini kemiriyor. Hastalığım nedir? Tedavisi var mı? Tedavisi yoksa ne kadar ömrüm kaldı? Kalan süreyi nasıl değerlendirmeliyim? Karar ağacının dalları böyle çoğalırken o birkaç gün en büyük endişem kızımın koştuğunu, konuştuğunu görememek idi. Bu korku içimi kemiriyordu. Zamanım yettiğince kendimi anlatacağım, hayata dair tecrübelerimi paylaşacağım, kendisini çok sevdiğimi söyleyeceğim videolar çekmeyi düşündüm. Her doğumgünü için bir tane olacaktı, tıpkı ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov’un Vakıf serisinde her 100 yılda bir görünen ve toplumun ileri gelenlerine görüşlerini aktaran kahramanı Hari Seldon gibi. Ancak, tedavi öylesine ani ve yıpratıcı oldu ki, bu proje hiç gerçekleşemedi. Bu endişemi dile getirdiğim yakın dostum Cihat “merak etme, Begüm senden, genlerinden birçok şeyi zaten almış durumda” diyerek avutmaya çalıştı. Oysa en büyük korkum iki yaşındaki kızımın babasız büyümesiydi.

Detaylı genetik testin sonuçları 10 gün sonra geldi. Son derece teknik, birçok kanserojen molekülün oranlarının listelendiği rapor gözüme Çince gibi duruyordu. Değerlendirme bölümüne baktım. “Test sonuçları KML’nin blastik aşamasıyla uyumludur” diyordu.

Bu ne demekti acaba?

Öğrenmek için doktorumun önerdiği Türk Hematoloji Derneği web sitesine girdim. O dönemde henüz doktorlara yönelik hazırlanmış detaylı bölüm için şifre gerekmiyordu. Amcacım objektif bilgiye, tanı ve tedavinin ayrıntılarına ulaşmaktı.

KML’nin blastik yani son aşamasıyla ilgili başlığı bulduğumda ise soğuk bir duş yaşadım. “Vücutta ciddi morluklar, kanayan yaralar oluşur” diyordu; oysa bende bunların hiçbiri yoktu.

En vurucu kısmı ise tedavi bölümüydü:

“Tedavisi yoktur, hastaneye yatırın” diyordu sadece.

O cümleyi eşim ve ağabeyim Emre ile yatakta otururken tekrar tekrar okuduk.

Sonra birbirimize sarılıp dakikalarca karşı duvara baktık.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s